30 Temmuz 2008 Çarşamba

KAZANDİBİ....


Kazandibi sütlü tatlıların içinde en sevdiğim tatlıdır..

Hazırlama aşaması biraz oyalayıcı olduğu için çok sık yapmıyorum ne yalan söyleyeyim:) diğerleri gibi karıştır dök hoooop hazır olmuyor, ama yapıncada yemeye doyum olmuyor.

İşte yapılış aşamalarıyla elimden geldiğince resimlediğim kazandibi tatlısı huzurlarınızda arzı endam eyliyor...

Şimdiden afiyet olsun....

5 su bardağı süt.

yarım su bardağı pirinç unu.

4 yemek kaşığı nişasta.

10 yemek kaşığı toz şeker.

Tepsiyi yağlamak için margarin.

Tepsiye dökmek için pudra şekeri.

Sütün içine nişasta ve pirinç unu karıştırılır ve ocağa alınır.

Karıştırarak muhallebi pişirilir.

Kaynayan muhallebinin içine şeker ilave edilir ve biraz daha kaynatılır ve ocaktan alınır..

Tepsi margarinle yağlanır ve üzerine pudra şekeri serpilir.



Muhallebiden bir miktar tepsiye dökülür ve ocakta çevirerek her tarafı yanana kadar beklenir.



İstediğiniz kadar kızardıktan sonra kalan muhallebi tepsiye dökülür ve soğuk suya oturtulur.

Tamamen soğuyan kazandibi dilimlenerek başka bir kaba alınır.

Artık üzeri kapatılarak buzdolabına kaldırılıp soğuyunca afiyetle yenilir...

29 Temmuz 2008 Salı

MİRAÇ KANDİLİ....

HAYIRLARA VESİLE OLMASI DİLEĞİMLE..
MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.......



GİDENLER DÖNMEDİ...
İnsan isen olma nefsine esir,
Nefsini kendine kul et, ol emir,
Kişi bu dünyaya bir kere gelir,
Gidenler dönmedi tekrar, demişler.

Sen sen ol eyleme kimseye hile,
Hileye uğrarsın çekersin çile,
Korkunun faydası yoktur ecele,
Ecel bir gün cânım sunar demişler.
FİGANİ.....

25 Temmuz 2008 Cuma

ÇİĞ BÖREK...

Çiğ börek aslında bizim oralara ait bir börek değil tabii, ama annemde mutfağı çok
sever, çeşit çeşit reçeller marmelatlar börekler çörekler yapmadan duramaz biz
canımız çekti şunu yapalım dedikmi hiç hayır demez. Şimdi annem salça sezonunu
açtı artık her fırsatta salça yapıyor, çok uzattım sanırım:) İşte çiğ börekde ablamın
annemden isteğiydi biz börekleri afiyetle yedik.

Artık sizlerde Babadağın yayla manzarasında resimlerine bakın:)

Ölçü vermeden tarif edeceğim çünkü göz kararı hazırladı annem:

Un, tuz ve su ile oldukça sert bir hamur hazırlanır.

kıyma küçük küçük doğranmış soğan tuz karabiber ve biraz yumuşak olması için az miktarda su ile iç harç hazırlanır.

Hamur bezelere bölünür ve çok ince olmadan açılır.

Büyük bir bardakla yuvarlaklar kesilir ve içlerine kıyma koyulur.

Kenarları açılmayacak şekilde sıkı sıkı bastırılır.

Kızgın yağa atılır (kızartan ablam)


Eğer kenrları güzel kapanmazsa şekildeki gibi yağ felaket bir şekilde sıçrar benden söylemesi tecrübeyle sabittir:)


Bunlarda sakin sakin kızaran börekler yukardakiler çok dellenmişti:) neyseki odun ateşinde olduğu için yağ sıçradı derdi olmuyor.


Buyrun sizler muhteşem manzara eşliğinde bir bardak sıcak çayla miss gibi çiğbörek almazmısınız efendim.

Afiyet şeker olsun..
Hoşçakalın görüşmek dileğimle.....

22 Temmuz 2008 Salı

TATİL DÖNÜŞÜ ve DENİZLİ DESTANI:))

İşte buradayım:) Oldukça uzun bir ara verdim, daha doğrusu öyle gerekti.
Ani bir kararla tatile Didim'e gittik, tatil adı tatil yazlıklarda kadınlar ne kadar tatil yapar? diye sorayım:( Beyler ve çocuklar için çok iyi ama hanımlar yazlık'ta iki misli çalışıyor ben bunu bilir bunu söylerim.

İşte bende gittim geldim dinlendimmi ne gezer şimdi her yanım ağrıyor hele bel ağrısı yokmu off ki ne offff.

Neyse tabiiki bu yorgunluğun üzerine mutfağa adım atmadım daha, üstelik Denizli bir sıcakki amanın aman bugün 41 derece evde bütün eşyalar sıcak masalar koltuklar herşey sanki ısıtmalı, bu havada mutfak bana çok itici geliyor.

Bende düşündüm belki tatile çıkıp buralra yolu düşen olur, Şu Denizli destanını yazayım biraz olsun Dinizli'mizi gelmeden önce öğrenmiş olun.


Denizli şivesini belki herkes bilmez, aslında denizli şivesi değil de denizlice desek daha doğru olur bence.

Belki bizim şivemiz olduğu için bize çok hoş geliyor, ama bakın sizlere aktaracağım minik hikaye'yi ve Denizli'yi çok güzel anlatan bu şiiri beğenecekmisiniz...

DENİZLİ DESTANI..

Eveli bigün bi adam vaamış. Angaralıymış.

Paytarlıkdan emekli olmuş gezipbatı. Hanımını da annecine almış, minmişler arıbee, arkasında bi de ne dediledi, garıvanmı ney, emme gara mara deel beyaz, neese, arıba önde garıvan akıda Antalya'ya gimişle.

Parı çok heral, ordan Fetiye'ye geşmişle, gezipduruula annıcen. Deken, demişle bi de Denizli'ye görem gelem.

Fetiye'den buraa geliiken Gumavşarı'nda durmuşla. Yolun üstünde bi cami va, caminin altında bide bakkal aşmışla, aha ordan püsküüt müsküüt alceklemiş.

Uzatmıyam, püsküüt alıken adamın gıyına bi genç oolan gelmiş.

-Abey demiş, nere gidiyon?

Adam demiş Denizliye gidiyom.Deence gadaa oolan demiş.

-Benide götürüvecenmi?

Adam yuka yürekli demiş min.

Oolan minmiş arkı goltuğa, adam dakmış fitese basmış.

Uzatmıyam, gideeken adam sormuş.

-Oolan demiş Denizliyi biliimin?

-Abey demiş garış garış bilirin.

Adam demiş ben Denizliyi gezcen, vakıdım çok, bi yo anladıve de nerden başlayam öğrenem. Öle dence gada oolan şakıme başlamış:

"Cangurtaran" tarafından geliisen
"Davaz halı" ayrımına var abey
Hava ıscek susuzlukdan ölüsen
Sovuk akan gür çeşmeyi sor abey.

Eccicik taa aşarıya varılıı
"Tekkiköy"ün bi gısmısı görülüü
"Gökbunar"a uğramazsan darılıı
İki takka soluklanıp dur abey..


"Bağbaşı"dır "Denizli"nin gapısı
Bek yavızdır yazın "Şahin depesi"
Gulun değil cenab hakkın yapısı
Manzıranın haşmeti gör abey..


Sol tarafda dağla vadır garlıdır
Sa tarafda bağla vadır narlıdır
"Denizli"nin yolu biraz teledir
Son gaza bas arıbee sür abey..


"YSE" den sola dönüp düz giççen
"İstiklal"den fızlı geçip tez giççen
Parka gadaa varma sakın az giççen
"Daş horoz"u gördünüz yer abey...


"Daş horoz"un yokarısı "Liise"dir
O mevkiye görünmemek tasadır
"Liise"-"Çınar" yörücesin; Yasadır
Dolaşiiken ayağını yor abey...


"Galeiçi" memliketin merkezi
Galabaşdır görüsün sen herkezi
Ağızlaada"Ümmü Gız"ın türküsü
Çıkaa duru gulakladan kor abey...


"Bayramyeri Camisi"nin garşısı
Esnafı çok "Bakırcıla çarşısı"
Eksik olmaz yimeğinde turşusu
E'meğinen bulgur aşı yer abey...


"İstiklal" macırların yeridir
Oğlanları çakır oluu, sarıdır
Yolları dar evleri sıra sıradır
Mahılleyi gezmeg için gir abey...


Çamlığımın yolu yakın yürüüsün
Yol kenarı "Askeriye" görüüsün
Annecine varı selam duruusun
Nöbet dutaa gapısında er abey...


"İzmir yolu" sanayinin arası
Öngürdedir kaportacı yöresi
"Gazencem ben" deye e'mek parası
Aka sırttan çırakların ter abey...


"Bubudağ"ın çarşısında bez oluu
Esnafını dolaşcesin, haz oluu
Bazarlıksız satış olmaz naz oluu
Heç acımaz gene eder kâr abey...

Tamam gari nokta goycem yazıma
Dahı sora devam eççem gezime
Hoşlensen gulak tuççen sözüme
Beyenmezsen gel gafamı vur abey...

Kurgunoğlum sesin ilen ünlenii
Söz deyvi ki, bi gün oluu dinlenii
Ara sıra eski günle canlanıı
Memleketim vazgeçilmez yar abey...

Levent Kurgun..

12 Temmuz 2008 Cumartesi

BABADAĞIN MEŞHUUUUUR ŞAKŞUK AŞI:))

İşte karşınızda ŞAKŞUK AŞI.

Babadağın meşhur yemekleri arasındadır şakşuk. Bende bir Babadağlı olarak bu yemeği yazmakta çok geciktim.

Eş dost beni her gördüklerinde hani bizim şakşuk aşı blogunda yok diye sitem ediyorlardı kısmet bugüneymiş.

Geçtiğimiz salı Babadağa yaylaya gittim, ne pişirsek ne yapsak derken ablam Meral'e şakşuk pişirde bende faydalanmış olayım dedim (tembelliğin bu kadarına ne denir siz söyleyin). İşte Meral'in pişirdiği şakşuk aşı...

1 tane soğan biraz sıvı yağda kavrulur.

3 tane yaşil biber doğranır 5-6 diş sarımsakla beraber soğanlara ilave edilir..

3 tane kemer patlıcan iri küp şeklinde doğranır oda tencereye ilave edilir.

6 tane domatesin kabukları soyulur doğranır patlıcanların üzerine domates ve 1 tatlı kaşığı kadar toz kırmızı biber (aşrengi denir babadağda) ilave dilir..

En üste 4 yemek kaşığı kavurma koyulur...

Ve tencerenin kapağı kapatılır 10 -15 dakika kadar pişirilir.

Daha sonra üzerine 1 kahve fincanı kadar pirinç ve tuz ilave edilir tencerenin kapağı kapatılır 15 dakika kadar pişirilir ve ocak kapatılır.

İşte yemeğimiz hazır Çok kısa zamanda piştiği ve uğraştırıcı bir yemek olmadığı için çabuk şip şak anlamında şakşuk adı verilmiş denemenizi şiddetle tavsiye ederim.
Afiyet olsun....

7 Temmuz 2008 Pazartesi

FİNCANDA TÜRK KAHVESİ ve TÜRK USULÜ BAŞARININ FORMÜLÜ:))

Herkese güzel bir hafta diliyorum...

Kahveyi görünce buda ne dediniz eminim:)

Ama bu kahve fincan kahvesi, fincanda pişiyor tam tiryakilerin ağzına layık bir kahve çıkıyor ortaya...

Fincana su, 2 çay kaşığı kahve ve istenilen miktarda şeker ilave edilip karıştırılıyor....


Fincan kısık ateşteki ocağa koyulur.

Kabarmaya başlayınca hemen alınır, aman dikkat eliniz yanmasın....

Afiyet olsun.....

Not: Fincan özelmi diye sorulmuş, hayır özel değil her fincanda pişirebilirsiniz...

Türk kahvesinin ardından da Türk usulü başarının formülünü vereyim:)


İşe başlamadan önce:
İNŞALLAH..

İşe başlarken:
BİSMİLLAH...

Şaşırırsak:
ALLAH ALLAH...

Kendimize güvenirsek:
EVELALLAH...

Azmedersek:
ALİMALLAH...

İşten vazgeçersek:
EYVALLAH...

Sonuna kadar gitmek istersek:
YA ALLAH...

Taahhüt edersek:
VALLAH BİLLAH...

Canımızı sıkarlarsa:
FESÜPHANALLAH...

Dahada sıkarlarsa:
HASBİNALLAH...

Pes edersek:
İLLALLAH...

İşe coşku ve heyecanla sarılınca:
ALLAH, ALLAH...

İşi başarıyla bitirince:
MAŞALLAH...

Eğer işi başaramazsak:
HAY ALLAH...

Nasıl süper dimi...

Bu yazıyı gazetede okuyunca çok hoşuma gitti ve sizlerle de paylaşmak istedim.

2 Temmuz 2008 Çarşamba

ZEYTİNYAĞLI YAPRAK SARMASI....

Bütün islam alemi'nin REGAİP kandili mübarek olsun....

Offfffffffff.........
sıcak çok sıcak dahada sıcak olacakmış......

Yaz geldi herkes bir gevşedi bukadar olur, blogcu arkadaşlarda da aynı şikayet var.

Önceki post'umda yazdığım gibi elim hiç bir işe varmıyor bakalım ne zamana kadar böyle devam eder?

Geçen hafta eşimin ve oğlumun yoğun isteği üzere yaprak sarması yaptım, elimde olan tarifleri sizlerle paylaşmaktan başka çare olmadığı için sarmayı anlatayım bari dedim:) Yoksa ekrandaki yazı pek değişeceğe benzemiyor.

İşte yaprak sarmamın tarifi.

Yaprakları bahçeden topladım, onun için bir ölçü veremiyorum çünkü tartmadım.

Limonlu kaynar suya attım ve 2-3 dakika kaynadıktan sonra ocağı kapattım süzdüm (benim yapraklar çekirdeksiz üzüm yaprağı olduğu için çok pişirmedim hemen eriyor)

2 su bardağı pirinç.

4 tane büyük boy soğan.

yarım su bardağı zeytinyağı.

2 yemek kaşığı dolma fıstığı.

3 yemek kaşığı kuş üzümü.

2 yemek kaşığı toz şeker.

1 limon suyu.

tuz.

1 yemek kaşığı yeni bahar.

1 yemek kaşığı kuru nane.

1 tatlı kaşığı karabiber.


Fıstıkları küçük bir teflon tavada yağsız olarak pembeleştirelim.

Soğanları ince ince kıyıp yağda kavuralım, fıstıkları içine atalım.

Yıkadığımız pirinçleri ilave edip kavuralım.

1 su bardağı sıcak su koyalım

Tuzunu şekeri limonu ve yıkadığımız üzümleri ilave edelim.

Tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirelim.

Pirinçler suyunu çekince içine baharatları ekleyip karıştıralım.

Biraz demlendirip sarmaları saralım.

Tencerenin altına dilimlenmiş limon koyup sarmaları dizelim.

En üstünede limonları yerleştirip 1 su bardağı su biraz zeytinyağı yarım limon suyu tuz ilave edip kaynatıp sarmaların üzerine dökelim.

Üzerine tabak kapatıp kısık ateşte 40 dakika kadar pişirelim.


Soğuyana kadar tencerenin kapağını açmayalım.

Eğer mümkünse bir gece önceden pişirelim daha lezzetli olur.

Afiyet olsun..


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...