17 Kasım 2009 Salı

SİRAC'IMIN DOĞUM GÜNÜ PASTASI....


Herkese uzuuun bir aradan sonra selam....
Bu kadar ara niye verdim, neden mutfağa girip'te bişeyler yapamadım???
Kayınvalidem ile kayınpederimi hacca gönderdik. Gelen giden 2-3 hafta durmadan misafirdi şuydu buydu derken böyle biraz ara vermek zorunda kaldım.

Bu arada Kayserideki minik yeğenim 1 yaşına girdi bile. Kardeşim kendi yaptığı pastalarının resmini gönderdi bizlerde yemiş kadar olduk:)

İşte minik siracın pastaları kurabiyeleri Tekrardan iyiki doğdun Siracım nice mutlu yıllara diyorum. Dedesinin kucağında mutluluktan uçuyor. Hep böyle mutlu olursun inşallah:)

Şimdilik bu arzuhalimi kabul edin en kısa zamanda yeni tariflerimle sizlerle olacağım:))
Hoşçakalın...

02 Kasım 2009 Pazartesi

BULGUR ÇORBASI..............

Herkese iyi bir hafta dilerim..

Havalar birden soğudu, bu yıl yaz bizimle azmı kadı ne? geçen seneyi hatırlayınca bu zamanlarda havalar gayet güzel gidiyordu.
Bu sene kış çabucacık geliverdi iki günden beri Denizli'de durmadan yağan yağmur hiç gözünü açmayan karanlık bir hava vardı, bugün birazcık açar gibi oldu; ama sonradan vazgeçti yine kapandı.
Dağların üstündeki bulutlar öğleyin açıldı ve dağlara kar yağmış. Evet evet bu sene kış yüzünü gösterecek sanırım..
Böyle soğuk havaların vazgeçilmezidir sıcacık çorbalar. Bayılırım çorbaya sadece çorba olsun bana yeter başka'da yemek aramam.
Çocukluğumdan beri sevdiğim çorbaların arasında yerini alır bulgur çorbası; sağlıklı besleyici lezzetli ve de çok kolay bir çorbadır..
Yemek yaparken hiç ölçü kulanmam buda ölçüsüz olduğu için sadece anlatayım.
Soğanları incecik dorayıp tereyağında kavurun daha sonra salça ilave ederek biraz daha çevirin ve üstüne bulgurları da koyup bir iki kere çevirin. Üzerine yeteri kadar sıcak su ilave edip kısık ateşte pişmeye bırakın.
Bulgurlar kabardıktan sonra ocağı kapatıp içine tuz ve kuru nane ilave edin ve tencerenin kapağını kapatın.
Artık çorbanız servise hazır üzerine acı pul biber ve kıtır ekmek ile süsleyerek servis edin.
Afiyet olsun..
Hoşçakalın sevgiler....

28 Ekim 2009 Çarşamba

PUDİNGLİ HAŞHAŞLI TART............

Hastayım hasta domuz gribi değilim heralde ama yinede gripimsi bir hal var üzerimde. Bu kadar hastalık grip mevzuu olunca insan hasta olamayacaksa bile oluyor valla.. Televizyonda domuz gribi gazete'de d.gribi, iki üç kişi bir araya gelince d. gribi derken bütün millet psikolojik olaraktan hasta oldu bile:))

Havalar birden değişti bugün hiç güneş yüzünü göstermedi çisil çisil yağmur yağdı puslu tam bir sonbahar havası. Yarın 29 Ekim olması sebebiyle hava kendini bayrama hazırladı:)

Artık evimizde bir kedi yavrumuz var annesi tarafından terk edilmiş ama benim tarafımdan koruma altına alınmış minik siyah bir erkek yavru. Eğer kedi beslemek isteyen varsa bu minik kediciği sahiplenebilir..
Domuz gribini bilmemde eğer ileride bir kedi gribi çıkarsa heralde ilk gribe yakanan kişi ben olurum diye düşünüyorum:)) bu kedi aşkı ne olacak bilmem..
Eveeet gelelim tartımıza geçen hafta yaptığım bu ratın tarifini sevgili cali'den almıştım denemek istedim.

Cali'nin haşhaşı siyah haşaştı, bende evde haşhaş var diye başına geçtim ama benim biraz miktarı az oldu ve bende ki haşhaşın rengi kahverengi olduğu için puding içinde kendini çok gösteremdi:)

Yapılışı oldukça basit bir tart ama pudingi pişirdikten sonra içine bira krema koysam daha bir lezzetli olurmuş gibi geldi bana. Birdakine biraz değişiklik yapacağım üzerinde..

İlk olarak iç malzemesi hazırlanır..
750 ml üt.
2 paket vanilyalı puding.
70 gr şeker.
200 gr haşhaş.
Bütün malzeme karıştırılıp pişirilir ve hamuru hazırlayana kadar bir kenarda bekletilir.

Malzemeler.
190 gr toz şeker.
190 gr margarin.
1 paket vanilya.
1 yumurta.
1 paket kabartma tozu.
1 fiske tuz.
375 gr un.
Bütün malzeme karıştırılır hamur yoğurulur.

Hamurun 4/1'ni ayırıp kalan hamur 26 cm büyüklüğündeki kelepçeli kalıba kenarları 3 cm kadar yüksek olacak şekilde güzelce yayılır.

Hazırlamış olduğumuz puding'i hamurun üzerine döküp kalan hamuru ister merdane ile açarak ister rendeleyerek yada benim yaptığım gibi elinizle kopartıp kopartıp pudingin üzerine yerleştirilir.







Önceden 180 derceye ayarlanmış fırında 40 dakika kadar pişirlir.



Ben geceden hazırladım soğuması için sabah buzdolabına koydum.


Herkese domuz gripsiz sağlıklı günler diliyorum hoşçakalın...

27 Ekim 2009 Salı

SİNANGİL UNLARINDAN HEDİYE PAKETİM GELDİ:)))

Kaç zamandan beri elim değip blogu güncellemeye vaktim olmadı. Geçen hafta Pazartesi günü kargo Sinangil unlarının bana göndediği hediye paketimi getirdi. Ürün yelpazelerini çok genişletmişler çok çeşitli unları çıkmış piyasaya. Mantı unu ayrı, baklava unu ayrı, börek unu ayrı, çok çeşitli aromalarda kek unları Çeşit çeşit ekmek unları hepside birbirinden güzel. Sinangil kendini çok yenilemiş sizlerde tavsiye ederim.

Bir insan un'u bukadar mı çok sever diyebilirsiniz, ama benim gibi hamur işlerine bayılanlar eminim benim gibi un manyağıdır:))

19 Ekim 2009 Pazartesi

KADIN KISMI!!!!!!!!!!!!!!!!

Posta kutuma düşen bu yazı çok hoşuma gitti; biz kadınlar gerçektende bukadar alışverişe düşkünmüyüz diye de düşünmeden edemedim. okuyun bakalım ne diyeceksiniz yorumlarınızı bekliyorum:))))

Kadının biri alışveriş için şehre inmiş,

ilk girdiği dükkânda harika ayakkabılar bulmuş, ikincide de nefis bir elbise..

Üçüncü dükkânda her şey 5 dolara inmiş, gözlerine inanamazken birden cep telefonu çalmış..
Hattaki kadın doktor ona kocasının feci bir trafik kazası geçirdiğini, durumunun kritik olduğunu, yoğun bakıma kaldırıldığını söylemiş..

Kadın doktora kocasına çarşıda olduğunu iletmesini, bir an önce orada olacağını söyleyerek telefonu kapatmış,

Ama akabinde hayatının en verimli alışverişini yapmakta olduğunu fark etmiş ve hastaneye gitmeden 1-2 mağazaya daha girmiş, birkaç saat sonra sabah alışverişini bir fincan kremalı kahve ile tamamlanmış ki birden kocasını hatırlamış..

Suçluluk duygusu ile hastaneye koşmuş..

Koridorda doktoruna rastlayıp kocasını sormuş..

Bayan doktor,kadının elindeki paketlere bakıp "Buraya hemen gelmek yerine alışverişine devam ettin değil mi?.." demiş bağırarak, "Sanırım kendinle gurur duyuyor olmalısın..

Adam burda yoğun bakımda, sen mağaza mağaza dolaş.. İyi be..! Ama bu senin son alışverişin olacak.. Artık ömrünün sonuna kadar onun hasta bakıcısı olacaksın, hem de başından 1 dakika bile ayrılamadan..

Kadın son derece üzgün başını önüne eğmiş..

Bayan doktor,onun bu haline uzun uzun baktıktan sonra kıkırdamaya başlamış,

"Şaka yapıyorum kıııız şakaaaa.." demiş, "Takıldım sana.. Kocan öldü.. Vallahi öldü..

Hadi aç bakayım şu poşetleri de neler aldın görelim..!"

18 Ekim 2009 Pazar

ÜZÜM KURABİYELERİM...............

Gül kurabiyelerin hamurundan (buraya tıklayın) bu kez de üzümler yaptım...
Bu aralar çiftliğimde hep üzüm ekiyorum sanırım bu üzümler oradan aklıma geldi:)

15 Ekim 2009 Perşembe

MERCİMEKLİ MANTI...

Bugün artık kışın ben geliyorum dediğini hissettik sanırım. Dünkü rüzgarın arkasından gece gelen yağmur havayı oldukça serinletti ve anladık'ki kış uzakta değil.

Bu kış önceki kışlar gibi pek de sevimli gçmeyecek gibi görünüyor şu grip mevzuu sebebiyle umarım yazılan felaket senaryoları sadece senaryo olarak kalır.

Yemeğe nasıl bağlayacağımı düşündüm mercimek çok faydlıdır hadi mercimek yiyelim sağlıklı beslenelim ve oğlumun deyimiyle direnikli olalım:)

Ramazan'da hazırladığım bu mercimekli mantı çok nefis bir yemek oldu. Kafadan uydurduğum hem mantı olsun hem kolay osun diye düşünüp bu şekillerde yaptığım mantılar herkesin kolaylıkla yapabileceği şık besleyici bir hamur işi oldu...

İç Malzemesi:
1-5 su bardağı yeşil mercimek.(haşlanacak)
1 soğan.
1 yemek kaşığı salça
Sıvı yağ, tuz, karabiber.
Soğan incecik doğranıp yağda kavrulur içine salça ve haşlanmış mercimek ilave edilir tuz ve karabiber eklenip soğumya bırakılır.
Hamuru için
2 su bardğı un.
2 yumurta.
tuz ve su
bütün malzemeyle çok yumuşak olmayan bir hamur yoğurup oklava ile çok ince olamayacak şekilde yufka açalım.
Yufkaları 4 cm'lik kareler halinde keselim içlerine mercimekli harçtan koyup iki kenaralarını birleştirp kayık şekli verelim, yağlanmış fırın tepsisine sıkı sıkı dizelim.
200 derece fırında pembeeşene kadar pişirip sonra üzerine sıcak su ilave edip üzerini folyo ile örtüp tekrar fırına verelim suyunu çekip yumuşayınca fırından alalım.
Üzerine sarımsaklı yoğurt ve kırmızıbiberli tereyağı döküp afiyetle yiyelim..

11 Ekim 2009 Pazar

GÜL KURABİYELER...

İşte sonunda fotoğraf makinama kavuştum ama boşuna göndermişim servise. Bataryası artık beni hep ortada bırakıyor diye batarya aramadığımız yer kalmadı; sonunda servise gönderin baktıralım dediler amanın da amnın bir batarya için 110 dolar artı kdv fiyatı çıkardılar peeh, peeh, peeh o fiyata batarya alıncaya kadar bi o kadar daha verip yeni makina alırım dedim. Ne bu yaaa teknoloji diyoruz herşeyin fiyatı uygun deyip alıyoruz yedek parçaları aletin fiyatını buluyor yahu. Neyse eğer fotoğraf makinası almayı düşünen varsa siz siz olun sarjlı kalem pilli olanları tercih edin heleki çok foto çekiyorsanız..

Bu kurabiyeleri gçen gün gecenin bir vakti yaptım, aklıma geldi bi denemek istedim. Acaba şekil verip yapınca piştikten sonra şekilleri bozulurmu diye düşündüm.

Ama hiçte fena olmadılar,pişrirken eğer fırının üst rafına bir tane boş tepsi koyup üstten kızarmasına engel olursanız biraz daha çok pişirme şansınız olur. Çünkü yaprakların birleştiği gülün ortasının biraz daha pişmesi gerekiyor.

Malzemeler:
125 gr pudra şekeri.
250 gr margarin yada tereyağı. Ben margarin kullandım ama tereyağı daha lezzetli olur.
400 gr un.

1 paket vanilya.

Bütün malzemeyi yoğurup hamur yapın.

İstediğiniz renklarde kurabiye yapmak için hamuru renklendirin ama yaprakları için yeşil renk yapmayı unutmayın.

Hamurdan küçük parçalar koparıp hamurdan çiçekler yapın daha sonra yaprak şekilleri yapıp yağlı kağıt serilmiş tepsiye önce gülleri sonra altlarına yapraklarını yerleştirin.


180 derecede ısıtılmış fırında 20-25 dakika kadar pişirin pişerken renklerinin değişmemesi gerekiyor pembeleşmelerine izin vermeyin. eğer yukarıda anlattığım püf noktasını uygularsanız renkleri değişmez...

Görüntü olarak çok güzel bir kurabiye bence özel günler için süper olur..
Şimdilik benden bu kadar herkese güzel bir pazargünü dileklerimle hoşçakalın...
meleginmarifetleri@hotmail.com

04 Ekim 2009 Pazar

DULCE DE LECHE.........

Uzun zaman oldu şööyle güzel bişeyler hazırlayıp sizlerle paylaşmayalı.. Bu günlerde blogu pek boşlar oldum pc başına oturunca hemen faceye sarılıp ne olmuş kimler neler demiş nasıl oyunlar çıkmış onları izlemekten tembel birisi oldum çıktım.
Hele ki çiftlik oyunu bağımlılık yaptı desem yalancı çıkmam o kadar yani..

Şöyle silkelenip kendime geleyim diyorum nafile şimdi de fotoğraf makinamı servise yolladım artık ne zaman gelir hiç bilgim yok elimdeki üç beş resimle idare edeceğim:(
Geçen hafta çoktandır denemek istediğim dulce de leche'yi denedim. Türkçe karşılığı süt reçeliymiş ama karamel diye de geçiyor bir Latin Amerika tatlısıymış..


Biraz araştırıp tariflerini kıyasladıktan sonra pek bir farklılık görmedim; hemen hemen hepside aynı gibiydi...
Yapılışı biraz uzun süren zaman alan bir tatlı ama sonuç tatlı sevenler için muhteşem ne kadar yedin derseniz belki 1 tatlı kaşığı bile değil. Şekerli yiyecekleri pek sevmediğimden dolayı fazla yiyemedim..
Ben waffle'la ve pankekle çok yakıştırdım tadı az olarak hazırlanan yiyeceklere çok yakışıyor...
Ertesi günü kahvaltıya gelen misafirlerim çok beğendi onlara pankek yapmıştım mmm nefis oldu ikisi:))
Eğer dulce de leche yapmak istiyorsanız 2 saati gözden çıkarmanız gerek...
Malzemeler:
2 litre tam yağlı süt.(ben sütçümün sütünden kulandım) eğer kutu süt kullanacaksanız 1 kutu krema ekleyebirsiniz bir bardak sütü eksiltin ama..
2 su bardağı şeker.
1 çay kaşığı karbonat.
Derin bir tencerey süt ve şeker koyulur ve şeker eriyene kadar karıştırılır...
Şeker eridikten sonra süt kaynamaya başlamadan içine karbonat ilave edilir bu sırada çok dikkatli olmk gerek karbonatı koyar koymaz sü kabarıyor hemen karıştırmaya devam edilir ocak kısılır...
Bu şekilde kısık ocakta ve karışırarak pişirmeye devam edilir. Tariflerde başından ayrılmadan karıştırın diyordu ama ben sık sık kontol etmek suretiyle başından ayrıldım:)
2 saat boyunca karıştırarak süt koyulaşıp karamel rengi alana kadar pişirlir.
Pişme süresinin sonunda krema kıvamında bir süt reçeliniz olacaktır. Pişen süt oldukça azalmış olacak...
Soğuduktan sonra buzolabında ağzı kapalı olarak saklayabilirsiniz..
Afiyet bal şeker olsun..
Hoşçakalın....

23 Eylül 2009 Çarşamba

KELOĞLAN MAĞARASI

Ramazan'ı Bayram'ı ve koskoca yaz tatilini sağ salim bitirdik;) Okulların'da açılmasıyla artık kışın yavaş yavaş geldiğinin farkına vardık..

Yazın bütün blogcu arkadaşlarda bir tembelik oluştu kış döneminde bu tembellik gider inşallah daha sık sık güncellemelerle birlikte oluruz..

Bayramda gezdik ziyaretlerde bulunduk kısa olan bayram tatilini değerlendirdik. Denizli'li olup Denizli'de oturup bunca doğal güzelliği gidip görmemekle ne kadar umursamaz olduğumuzun anladım (kendi adıma)
Bayramın 2. günü Dodurgalar kasabasına yaptığımız bir ziyaret sayesinde keloğlan mağarasını gezdik gördük. Çok güzel mutlaka görülmesi gereken bir mağara.
Yolu buralardan geçen herkese tavsiye ederim. Antalya yolu üzerinde yol üstü sayılabilecek bir uzaklıkta bu doğa harikasını görmeden gitmeyin derim...
Dodurgalar Keloğlan ıni Mağarası, Denizli'ye 60 Km. mesafedeki Acıpayam ılçesinin 18 Km. doğusundaki Dodurgalar Kasabasının 3 Km. batısındaki Mallı dağın doğu yamacında yer alır.

Denizli-Antalya Karayolunun bu mağaranın hemen yakınından geçmesi ziyaretçi potansiyelini artırmaktadır. Toplam uzunluğu 145 m olup yatay olarak gelişmiş geçit konumlu fosil bir mağaradır. ıçinde bol miktardaki sarkıt, dikit,sütun, makarna sarkıtının oluşu bu mağarayı adeta damlataş ormanına döndürmüştür.

On milyon yılda su damlacıklarının yaratıcılığı ile oluştuğu tahmin edilen bu mağaranın tabii güzelliğinin yanında nefes darlığı, astım, bronşit gibi hastalıklara da iyi geldiği bilinmektedir
Mağaranın dışındaki mazara işte budur, Yolu buralardan geçen herkesi bekliyor keloğlan mağarası..

Bugün mamalardan bahsetmek istemedim güzel ülkemizin güzelliklerinden birisini sizlerle paylaşmak istedim..

Şimdilik hoşçakalın..