30 Temmuz 2009 Perşembe

Ne kadar yaşasanda ölüm var sonunda:(

Hayatın sonu ölüm, her canlı bir gün ölümü tadacaktır demiş Hz Muhammet. 10 aydan beri yatan eşimin ananesini dün kaybettik yaşlı da olsa hasta da olsa ölüm çok acı geliyor insana.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

TAHİNLİ SUSAMLI KURABİYE...

Bir haftayı geçti blogu güncelleyemedim; bu günlerde felaket bir şekilde facebook oyunlarına takılmış durumdayım, yazı yazayım düşüncesiyle pc başına geçiyorum ama oyun aklımı çeliyor ve birde bakıyorum oyunun başına geçmişim.

Bugün oyunun pençesine düşmeden yazımı yaadım şükür:)

Bu kurabiyeyi mutlaka denemenizi tavsiye ediyorum hem bayatlamayan hemde mütiş lezzetli bir kurabiye çokta bereketli..

Malzemeler.
4 su bardağı un(silme)
1 su bardağı şeker.
1 su bardağı tahin.
2 yumurta sarısı.
2 çay bardağı sıvı yağ.
1 kabartma tozu, 1 vanilya.
Üzeri için susam ve yumurta akı.

Bütün malzemeyi karıştırıp iyice yoğurun.

Hamuru 15 dakika dinlendirin.

Hamurdan küçük toplar yapın önce yumurta akına sonra susama batırıp yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dizin.

180 derece'de ısıtılmış fırında pembeleşinceye kadar pişirin..
Afiyet olsun..

22 Temmuz 2009 Çarşamba

VİŞNELİ PANCAKE (tava keki)

Sabah kahvaltılarında(aslında pek sabahlığı kalmıyor öğlene yakın bir vakit demek daha doğru)

her seferinde ekmek peynir yemekten sıkılanlardanım. her kahvaltıda değişik bir unlu mamul olmalı ama börek türlerini pek sevmem kahvaltılarda. daha çok yanında mutlaka peynir reçel filan yenmeli.

Geçen gün mısır ekmeği yapmıştım; bizde "darı çöreği" derler, bugünde pankek yapmak istedim. Çoktan beri denenmeyi bekleyen tava kek tariflerim var onlardan meyveli olanını denemenin tam zamanıydı.

Okuyup araştırdığıma göre(Arman Kırım'ın yazısından alınmış bir tarif) tava kek bütün dünyada çok sevilen bir lezzet.İçerikleri hemen hemen aynı süt, un, yumurta sadece içine kabartıcı madde konulmasından farklılık gösteriyor. Her ülkenin kendine özgü tava kekleri varmış fransızların tava keki krep tarzında tavanın tamamına akıtılarak ve ince olarak pişiriliyor içlerine bolca meyve ve dondurma koyularak servis ediliyor.

İngilizlerin yöntemi süt un yumurta karıştırılarak yapışmaz bir tavaya çok az yağ koyularak tavanın her tarafına yaydırılarak tavanın büyüklüğünde pişirilip içine reçek nutella yada şurup gibi tatlılar koyulup rulo yapılarak pişiriliyor.

Bizim ülkemizdeki akıtmada bir tür tava keki yerine geçiyor bizde kabartıcı olarak maya kullanılyor.

İçine kabartma tozu koyulan ve tavaya küçük küçük 8-10 santim çapında ve kalın dökülen piştiğinde 1 cm kalınlığında olan kekler amerikan tava keki ben en çok bu tava keklerini severim..

İşte şimdiki tarifimde onlardan biri aslında muzlu bir tarifti ama ben vişnelisini yaptım nede olsa şimdi vişnenin tam zamanı artık vişneli tatlara öncelik vermeliyiz:) Çok güzel oldular mutlaka deneyin derim. Bidahakine rikottalı tava kekini deneyeceğim.

Malzemeler.

1 su bardağı un(tepeleme)
1 su bardağında 1 parmak eksik süt.
1 yumurta.
yarım çay kaşığı tuz.
1 çorba kaşığı şeker(tuzunu ve şekerini istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz)
1 paket kabartma tozu.

1 çorba kaşığı eritilmiş tereyağı.
Muzlu yapmak isterseniz 1 tane muz.
Bütün kuru malzemeleri bir kasede karıştırın.

Başka bir kasede muzu ezin yumurtayı sütü tereyağını ilave edip çırpın.

Sıvı ve kuru malzemeleri karıştırın.

Yapışmaz bir tavaya peçete yada fırça ile yağlayın tavayı orta derecede ısıtın.

Tavaya önce bir yemek kaşığı sonra tam üzerine yine bir çorba kaşığı hamur koyun ve yuvarlak bir şekil verin.

Pişmemiş yüzde kabarcıklar çıkmaya başladığında çevirme vakti gelmiş demektir.
Sade yapacaksanız spatüla yardımıyla kkleri çevirin.

Eğer üzerine meyve koyacaksanız meyvelerini şimdi üzerine yerleştirin.

Ters çevirdikten sonra çok fazla bekletmeyin ki çok fazla kızarmasınlar.

Keklerin hepsini de pişirdikten sonra yanında bir bardak çay peynir reçel yada üzerine dökeceğiniz akçaağaç şurubuyla tüketebilirsiniz.

Afiyet olsun.

17 Temmuz 2009 Cuma

VİŞNELİ ŞARLOT'mu desem?:))))

Selamlar...

Tembelliğe bir dur demek için günüm olması gerekiyormuş;) herzamanki gibi yumurta kapıya dayanana kadar hiç birşey yapmayan ben son gün hem temizlik hem pazar hem market ve pasta börek hepsini aynı güne sıkıştırdım, bukadar olurmuş uyuşukluk.

Savsaklanarak günleri geçirdim sonrada sıkıştım ne yoruldum ne yoruldum yattığımda ayaklarımı hisstmiyordum, hepsini aynı güne bırakınca da böyle olur dediğinizi duyar gibiyim..
Neyse oldu bitti gitti:)

Pasta ne yapsam diye düşünürken la cucıana ıtalıana diye bir dergi buldum kitapların dergilerin arasından. öyle bir kitap yığmışım ki misafir gelmeden bir hafta önceden araştırma içine girmem gerek hepsini karıştırmam için:) çikolatalı pasta diye bir pasta tarifi buldum. Huyum kurusun her tarifde bir değişiklik yapmak zorundaymışım gibi bu tarifede bir el attım onu koy bunu koy derken pastanın bence sadece görüntüsü benzedi:)
Şimdi karar veremiyorum kitaptaki tarifimi yazsam yoksa kendi icadım olan tarifimi, şöyle bir kolaj yapayım en güzeli.

Malzemeler (parantez içindekiler kitap ölçüleri)
6 yumurta (4 yumurta)
5 fincan şeker(150 gr şker)
5 fincan un(150 gr un)
3 yemek kaşığı kakao(20 gr Kakao)
1 paket kabartma tozu.
yarım fincan ılık su.

Yumurta ve şeker 10-15 dakika kadar çırpılır üzerine elenmiş un kakao kabartma tozu ve su ilave edilip karıştırılır.

Yağlı kağıt serdiğiniz 26 cm çapındaki kalıba hamuru döküp 190 derecede ısıtılmış fırında pişirilir..
Kreması için:(parantez içindekiler kitaptan)

2 poşet kremşanti 2 bardak süt ile çırpılır.(500 gr çırpılmış kremşanti)
1 paket labne peynir(tarifte yok)
250 gr vaniyalalı dondurma(tarifte yok)
300 gr vişne(300 gr çilek)
4 yemek kaşığı toz jelatin(8 gram yaprak jelatin)

vişnelerin üzerine dökmek için 3 yemek kaşığı şeker.

Vişnelerin çekirdeklerini çıkardıktan sonra üzerine toz şeker döküp bir kenarda bekletelim.

Pişen kekimizi düz olarak yani ekmek dilimler gibi 1 cm kalınlığında dilimleyelim.
Her dilimi çapraz olarak yani her dilimden 2 tane üçgen çıkacak şekilde keselim ve birçok üçgen elde edelim.

Hazır olan üçgenleri istediğiniz bir çukur kaseyi(ben pasta fanusu kullandum çok güzel oldu tavsiye ederim) streçfilmle kapladıktan sonra resimdeki gibi tam göbeği boş kalacak şekilde yan yana hiç boşluk kalmamak şartıyla dizelim.


Kremşantiyi çırpıp içne labne peyniri ekleyelim yine çırpalım.

Jelatinleri yarım fincan ılık suda eritip kremşantiye ilave edelim.

Son olarak dondurmayıda ekleyeip çırpalım ve biraz donması için bir saat kadar dolapta beklemeye alalım.

Keklerimizi vişne suyu ile ıslatalım üzerine kremanın yarısını döküp vişnelerin de yarısını elimizle serpiştirelim.

Arasına kalan ince kek parçalarından bir kat olarak dizdim isterseniz arası keksiz de yapabilirsiniz.

Kalan kremayı ve vişneleri de aynı şekilde hazırladıktan sonra son olarak kalan büyük kek parçalarınından üztüne kapak olacak şekilde dizelim. Üzerinide streçle kapladıktan sonra bir gece dolapta dinlendirelim ve misafirler gelince ters çevirip ister soslu ister sade olarak sevise sunalım.

Melek nasıl ikram etti: ben üzerine çikolata sos döktükten sonra servis ettim sizler isterseniz vişne suyu ile sos hazırlayabilirsiz çok lezzetli olur...

11 Temmuz 2009 Cumartesi

SANAT'TA KABAK TADI....

Sıcaklarla bereber bir uyuşukluk hali başladı bende sormayın gitsin öyle böyle değil, evin içinde öyle dolan dolan akşamlar sabahlar oluyor:) El işim her daim ortada olaki görürsem beliki elime alasım gelir diye ama ııııh oda çare değil.

İki elbise kestim malzeme almaya çarşıya inmem gerek onada giden yok oda duruyor. yemek derseniz bu sıcaklarda zaten ağır yemek yenmiyor bir iki zeytinyağlı yemek yapıyorum o kadar, zaten hafiften diyete başlayayım dedim kendimce:))

Gezmeye filan gitmeyince insan kendini tutuyor en zarndan pasta börek olayına girilmiyor oradan yırtıyorum..

İşte bendeki tembellik devam ededursun bu resimleri milliyet gazetesinde görmüştüm çok hoşuma gittiler ben tembellikten dem vururken millet neler neler yapmış yahuuuu bakta utan dedim kendime:)

Sizlerde bakın beğenecekmisiniz bakalım..

9 Temmuz 2009 Perşembe

BİSKÜVİLİ PASTA...

Havalar fevkaladenin fevkinde ısındı, sabahtan akçama cırcır böcekleri durmaksızın ötüyorlar sıcaklardan tek memnun olan canlı onlar olsa gerek:)

Bugün sabah sabah moralim bozuldu, melihi kuran kusuna gönderirken bahçe kapımdan baktım bizim sokağın yavru kedileri koşuşuyor birisi yerde yatıyordu ama kıprdamadığını farkettim. Melihe o kedi ölmüşmü oğlum dedim evet anne araba ezmiş dedi onu gönderdim dışarı çıktım birde baktımki biraz ötede ikinci yavruda ezilmiş annesi ve diğer iki kardeşte onların yanından ayrılmıyorlar.

Gittim bir eldiven giydim bir poşet aldım sinekler tepelerinde vızır vızır dolaşıyor onları poşete koyayım diye yanların gittim hemen anne kedi yanıma geldi elleme dercesine bana tıslıyor ama çare yok aldım onları poşete ağzını bağladım kenara koydum bu sefer'de poşetin etrafında miyav miyav dolanıyor, Allahım analık nasıl bir duygu yarabbim hayvan bile olsa ölmüş yavrusunu bırakamıyor.

Bisküvili pastayı bu konuya bağlayamam tabiiki hiç bir ilgisi yok, aslında bu pastanın tarifini yazmak için oturdum ama bu olaya duyarsız kalamadım..

Sıcaklarda en güzel pasta bence bisküvili pasta en önemlisi fırın olayı yok ki mutfak dahada ısınmasın..

Malzemeler.
4 su bardağı süt.
2 yemek kaşığı un.
2 yemek kaşığı nişasta.
2 yemek kaşığı kakao.
7 yemek kaşığı şeker.

Hepsi beraber muhallebi gibi pişirilir ocaktan alıp biraz soluklanması beklenir. İlk sıcaklığı çıktıktan sonra içine 1 paket taze krema boşaltılıp mikserle çırpılır.

Borcam tepsiye(en büyük boyun bir küçüğü) petibör bisküviler dizilir üzerine kremanın yarısı dökülüp kaşıkla düzeltilir.

Kremanın üzerine ikinci sıra bisküviler dizilir kalan krema üzerine dökülüp oda sıcaklığına gelene kadar bekletilip daha sonra üzerini streçle kapatarak buzdolabına kaldırılır.

Ben üzerine yağ, şeker ve cevizle kavurduğum kadayıfla süsledim çok lezzetli oldu sizler istediğiniz gibi süsleyerek servis edebilirsiniz..

Dolaptan çıkarıp soğuk soğuk yemesi çok güzel oluyor...
Afiyet olsun...
meleginmarifetleri@hotmail.com

6 Temmuz 2009 Pazartesi

ŞEFTALİLİ TART...

Hepinize güzel bir hafta diliyorum..smileys

Bu sabah bisikletle dolaşırken önüme küçücük yavru bir köpek çıktı tam ana cadede geziniyor zavallı arabalar vızır vızır birinin altına gitse hiç kimsede durmaz bu küçük yavru için:( Onu alıp kaldırıma çıkardım bakındım anası kardeşi filan varmı acaba diye yok ben gidiyorum o da peşimden geliyor kıyamadım orada bırakmaya. Belediyenin hayvan kliniğini aradım hemen orada, adamlar 1-2 saate anca geliriz yoğunuz deyince ben bunu eve götüreyim oradan alın dedim.
Yavruyu kucakladım bir elimde bisklet yürüyerek eve ulaştım, ama nasıl susadı o kadar zamanda.


Bahçeye bıraktım benim azılı hemen saldırdı tabiki onu bağladım yavrunun karnını bizimkinin artanları ile doyurdum yıkadım üzerine bit pire tozu serptim 4 saat sonra geldiler minik yavruyu götürdüler.

Belediyelerin böyle hizmet vermeleri bence çok önemli her belediyenin mutlaka hayvan kliniği olmalı, bu hayvanları götürüp aşılarını ve kısırlaştırma operasyonlarını yapıp isteyen olursa sahiplendiriyırlar yoksa sokakalara yada belediyenin şantiyesi varmış oraya bırakıyorlarmış.

İşte bu günkü işim bu oldu, benim gibi sokakta gördüğü hayvana kayıtsız kalamayan biri için çok önemli bir işti:)

Sizlere tam da mevsmiyken şöyle şeftalili bir tart ikram edeyim diye düşündüm çok hafif bir okadarda lezzetli akşam üzeri çaylarınız için nefis bir tat..

Malzemeler.

Yarım paket yumuşak margarin.

3 çay bardağı un.

1 çay bardağı şeker.

5 yemek kaşığı süt.

2 yumurta.

1 paket vanilya.

1 tatlı kaşığı kabartma tozu.

1 fiske tuz.

4-5 Tane şeftali.

Bütün malzemeyi karıştırıp bir hamur yoğurun eğer unu az gelirse un ilave edebilirsiniz.

Hamuru merdane ile 1 cm kalınlığında açıp tart kalıbınıza yarleştirin. Kenarlarında fazlalıkları merdane kalıbın üzerinde gezdirerek kesin.

Soyup dilimlediğiniz şeftalileri tartın üzerinde boşluk kalmayacak şekilde dizin. Üzerine 2 çaorba kaşığı kadar toz şeker serpin.

180 derecede ısıtılmış fırında pembeleşinceye kadar pişirin(ben biraz az pişirmişim 10 dakika kadar daha pişse iyi olacakmış)

Hepinize afiyet olsun..

4 Temmuz 2009 Cumartesi

FARK ETMELİ İNSAN......

Can Yücel'in çok beğendiğim bu yazısını sizlerle de paylaşmak istedim umarım sizlerde beğenirsiniz...

Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.

Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

Henüz bebekken Dünya benim! Dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların her şeyi bırakıp gidiyorum işte! dercesine apaçık kaldığını ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.

Baskın yeteneğini fark etmeli sonra azrailin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan.

Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.

Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine seni çok seviyorum! Demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.

Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli.

Fark etmeliyiz çok geç olmadan… Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür…

O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür…

Yazar: Can Yücel

1 Temmuz 2009 Çarşamba

ZEYTİNYAĞLI KURU PATLICAN DOLMASI...

Şimdilik resmini yayınlıyorum, tarifi daha sonra oğlumdan fırsat bulduğumda yazacağım:)

Neyse Melih'i yüzmeye yollayınca pc bana kaldı. Erkek çocuklarında şu metin 2 oyunu salgın halinde ne yapsamda oyundan kaldıramıyorum çocuğu. Sabahtan öğlene kadar kuran kursuna gidiyor geldimi oyun başına akşama kadar oturuyor, akşam üzeri biraz kalkıp sokağa çıksın diye gel beraber bisiklet binelim bikaç tur atalım desemde tık yok çocukta biraz daha böyle devam ederse oyunu silmekten başka çare kalmayacak o zamanda kıyamet kopacak..

İşte yazın bütün çocuklarda bir sıkıntı başgösteriyor canımız sıkıldı ne yapsak, biz çocukken hiç tatillerde canımız sıkılmazdı nedense. Tatil başladımı yaylaya taşınırdık; yayla dediysem öyle karadeniz yaylaları gibi kilometrelerce değil 3-4 km kadar uzaklıkta ama o kadarlık mesafede bile hava değişir. Yaylada komşular arkadaşlar filan yok babanne dede anne baba ve ablam ve kardeşim işte bizler bu kadar kişi arada bir de amcamlar gelirdi, onlar pek uzun süreli kalmaz gelir giderledi.
Sabah kalktıkmı ağaçlardan yere dökülen elmaları toplama işi ablamla ikimizin olurdu aman Allahım en nefret ettiğim işti en sonunda isyan edip babaanneme ağaçları kim diktiyse o toplasın demiştimde çok kızmışlardı..

İşte böyle ot yol onu topla bunu getir şunu götür diye bizlerin tatili geçer giderdi. Şimdiki çocuklara ne yapsanda doymuyorlar doyumsuzluk hat safhada, her istedikleri ellerinin altında gak diyorlar su guk diyorlar ekmek hesabı bilemiyorum sonumuz ne olacak?

Ben de patlıcan dolmasına gelene kadar nerelere gittim çocukluğuma kadar indim:) Zeytinyağlı kuru patlıcan dolmasını çok severim etlisindense zeytinyağlıyı tercih ederim; misafirler gelince çayın yanında da çok güzel olur herkes çok beğenir...

Patlıcanları kaynar suya atarak yumuşayana kadar haşlarım.

Soğanları (bol soğan olmalı) ve dolmalık fıstıkları yağda kavurup içine pirinci de ilave edip biraz çevirelim, Suda ıslattığımız kuş üzümlerini de ilave edelim.

Üzerine dolma baharı kuru nane karabiber tuz ve biraz da şekeri ilave edelim en son olarak kıyılmış maydanozu da koyup karıştıralım.

Artık patlıcanlarımızı yarısına kadar doldurup uçlarını bastırıp kapatalım tencereye dizelim yeteri kadar sıcak su ve tuz ilave edip kapağını kapatıp kısık ateşte pişmeye bırakalım. Eğer suyu yetersiz gelirse sıcak su ilave edelim..

Dolmayı birgün önceden pişirip kapağını açmadan bir gün bekletip ertesi gün bol limon ile yemenizi tavsiye ederim..
Afiyet olsun...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...