27 Kasım 2007 Salı

PIRASALI GÖZLEME yada (pırsa bezimbesi:)

Pırasayı ben çok severim zeytinyağlı pırasa yemeğine bayılırım. Genellikle beyaz kısımlarını zeytinyağlı pişirip, yapraklarını'da gözleme yaparım evdekiler çok severek tüketirler:))

Bizim BABADAĞDA gözleme değil bezimbe denir. Pırasayada pırsa denir:) başlıkta onuda kullandım..
Ben aslında bu gözlemenin ıspanaklısınıda yazmıştım ama pırasalısı çok lezzetli oluyor tavsiye ederim.

*4 su bardağı unla tuz

*1 paket instant maya

* Çok katı olmayan yumuşakça bir hamur yoğuralım ve mayalanmaya bırakalım.

*1 kg pırasanın yaprak kısımlarını ince ince doğrayalım, tuzla ovalım yıkayalım süzelim.

*yarım kahve fincanı ince bulguru kaynar su ile yıkayıp süzelim ve üzerini kapatıp kabarması için bırakalım.

*300 gr kadar yağlı kıymayı çok az kavuralım

*içine kabaran bulguru 1 yemek kaşığı biber salçası 1 yemek kaşığı domates salçası karabiber ve tuz ilave edelim.

*Pırasayla beraber karıştıralım. içimiz hazırrrr.

*Mayalanan hamurdan yemek kaşığı ile dolu 1 kaşık alalım unun içine atalım ve beze yapalım.

*merdaneyle büyük boy bir tavaya sığacak büyüklükte açalım ve hamurun yarısına pırasadan koyup diğer yarsını üzerine kapatım kenarlarını iyice bastıralım.

*Büyük ocağın üzerinde teflon tavamızı ısıtalım sıcak tavaya hazırladığımız gözlemeyi koyup kapağını kapatalım ocağın sıcaklığını çok kısmamak şartıyla ayarlıyalım. (Eğer çok kısarsak kuruyorlar) *Pişeni çevirelim ve bu şekilde hamur bitinceye kadar aynı işlemi yapalım.

*Hepsini pişirdikten sonra üzerlerine fırça ile sıvı yağ sürelim.

*Yanında ayran maydanoz salata ve turşu ile sıcak sıcak ikram edelim

*Mmmmm harika bir tadı oluyor lahmacun gibi AFİYET OLSUN...

VANİLYALI SOĞUK CHEESE KEK.. PORSELEN DEMLİK 5

Çoktan beri tarifini gazeteden kestiğim bu cheese kek'i yapmak istiyordum, ama bir türlü fırsatım olmadı.

Geçen gün görümcem nilgünün misafirleri gelecekti bende bu kekten yaptım. Misafirlerde çok beğendiler sizlerle'de paylaşmak istedim.
Bu tarifle PORSELEN DEMLİK 5 etkinliğine katılayım diye düşündüm işte tarifim.

MALZEMELER:

1 paket kakaolu bisküvi(185 gr yani 30 adet)

150 gr oda ısısında margarin

İÇ HARCI İÇİN:

200 gr labne peynir

2 poşet krem şenti

1 su bardağı soğuk süt

3 yemek kaşığı toz şeker

1 su bardağı tatlı yoğurt (ekşi ve soğuk olmamalı)

2 paket vanilya

1 limon kabuğunun rendesi

100 gr limon aromalı jöle (muz aromalı'da kullanabilirsiniz)

1/2 su bardağı sıcak su

ÜZERİ İÇİN

1 adet orta boy rendelenmiş çikolata (ama ben hazır meyve soslarından kullandım)

*28 cm büyüklüğündeki kelepçeli kek kalıbı yumuşak margarinle yağlanır.

*Kakaolu bisküviler robottan geçirilerek un haline getirilir.

*Karıştırma kabına alınır ve margarinle iyice karışabilmesi için uzun süre yoğurulur. Oldukça yumuşak bir hamur elde edilir.

*Hamuru kalıba elimizle bastırarak yerleştirelim kenarlarını 3 santim yükseltelim. Bu işlem sırasında ellerimizi sık sık su ile ıslatmamız gerekiyor.

*Kalıptaki hamur buzdolabında 1-2 saat bekletilir.

*Diğer taraftan iç harcı için kremşanti süt ve toz şeker beraber mikserin yüksek devriyle4-5 dakika çırpılır.

*İyice katılaşan şantinin üzerine labne peynir vanilya ve önceden süzgüde bekletilmiş ve suyu alınmış yoğurt ilave edilir ve çırpılır.

* Jöle küçük bir kaseye kuyulup üzerine kaynar su ilave edilir ve karıştırarak eritilir.

*Üzerine rendelenmiş limon kabuğu da ilave edilir ve kremalı harçla karıştırılır ve 1-2 dakika çırpılır.

*Buzdolabındaki kalıp çıkartılır ve bisküvlerin ortasına hazırladığımız krema dökülür. Üzeri kaşıkla düzeltilir ve buzdolabında bir gece bekletilir.
*Servise sunmadan önce üzerine rendelenmiş çikolata yada benim yaptığım gibi meyveli sosla ikram edilir.

AFİYET OLSUN...

24 Kasım 2007 Cumartesi

SÜTLÜ İNCİR

Bu sabah bilgisayarımı açtım ve blogcu arkadaşları ziyaret edeyim diyerek blogları dolaşmaya başladım. Zerrinin sayfasında yazısını okuyunca çok şaşırdım. Arkadaşımız Esra hayata veda etmişti; bütün ölümler gibi buda çok ani olmuştu, ama elimizden birşey gelmediği için onun için sadece dua edebiliyoruz. Esra için Allahtan rahmet ailesinede başsağlığı dilekerimi gönderiyorum mekanın cennet olsun Esra.....

Bugünde sizlerle benim çocukluğumda bizim ailede çok yapılan, yemeklerden sonra tatlı olarak tükettiğimiz, ve benim çok sevdiğim sütlü inciri yayınlamak istedim. Belki birçok kişi biliyordur ama ben yinede yazıyorum.

Geçen günü yapmıştım bu sütlü inciri hemen tükettik çok lezzetli oluyor. yapımı çok kolay tarifinide öyle ölçülü filan yazamıyorum çünkü bende el kararı yapmıştım.

15 tane kadar kuru inciri küp küp doğradım üzerine çıkmayacak kadar su koydum ve kısık ateşte yumuşayıncaya pişirdim. Pişmenin sonunda hiç suyu kalmamş olmalı. Ağzı kapalı olarak soğumaya bıraktım. İncirler iyice soğuduktan sonra üzerine soğuk süt ilave ediyoruz, oda isteğiniz miktarda ben bol sütlü severim:)
O sütün içindeki incir çekirdekleri yerken çıtr çıtır öyle güzel olurki bayılırım. Denemenizi şiddetle tavsiye ederim şimdiden afiyet olsun ...

20 Kasım 2007 Salı

KÜÇÜK RULO PASTA..."PORSELEN DEMLİK4" ETKİNLİĞİ İÇİN

Bloga başladığımdan beri bir çok etkinlikler oldu, ama ben birtürlü nedense cesaret edip katılmadım . Katılsammı şu tariflemi katılsam bu tariflemi diye düşünürken bu gün ilk olarak "PORSELEN DEMLİK 4" etkinliğine bari katılayım dedim. İşte tarifim...
Şimdi yazdığım pasta kalabalık misafirler için biçilmiş kaftan:) Çünkü bir fırın tepsisi pandispanyadan 32 tane kişibaşı rulo pasta çıkıyor, lezzetinede çocuklar başta olmak üzere herkes çok beğeniyor. Tavsiye ederim...

MALZEMELER:

6 yumurta

4 kahve fincanı şeker

4'5 kahve fincanı un

3 yemek kaşığı kakao

1 paket kabartma tozu

yarım limon suyu

*Yumurtalar şeker ile iyice çırpılır. Un kabrtma tozu ve kakao elenerek yumurtalı karışıma ilave edilir. limon suyuda koyulur ve karıştırılır.

* Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsimize hamur dökülür ve 200 derece de ısıtılmış fırına verilir.

*Fırından aldığımız kekimizin üzeri bir kağıt yada kalın bir sofra ile iyice örtülür.

KREMASI İÇİN:

*bir poşet krem şantiyi 1 su bardağı sütle çırpalım ara krema olarak kullanmaya hazırdır.

*Üzerindeki krema içinde hazır kakaolu pasta kremasını üzerindeki tarif gibi hazırlayalım ve onuda bir kenara alalım.

*Arasına kullanacağımız muzları uzunlamasına dörde bölelim ve enlemesinede ortadan ikiye bölelim böylece 8 tane muz dilimi olacak.

PASTANIN HAZIRLANMASI

*Soğuyan kekimizi önce 4 parçaya bölelim sonra tekrr 4 parçaya bölelim böylece 16 tane kare dilim kekimiz olmalı.

*Bu her dilimi ortasından keserek ikiye ayıralım. 32 tane kek dilimimiz olmalı

*Kestiğimiz her kek dilimini 1 su bardağı sıcak ve şekerli sütle biraz ıslatalım.

*Arasına krem şantiden sürelim muz dilimini koyalım ve rulo yapalım. çok sarılmıyor hemen hemen ucucuna geliyor.


*Bütün dilimlere aynı işlemi yaptıktan sonra.

*Üzerinin kremasını sürelim ve buzdolabına kaldıralım .

*Bu pastayı diğer yş pastalar gibi bir gece önceden yaprsanız daha lezzetli oluyor.

AFİYET OLSUN..

19 Kasım 2007 Pazartesi

SEN HİÇ "KÖPEK GİBİ" SEVDİNMİ...

Blogumda aslında yemek tarifi veriyorum genellikle, ama cumartesi günü gazetede okuduğum bir yazı beni hayvan sever olarak o kadar çok etkilediki, bu yazıyı hiç değiştirmeden bloga koymak ve hayvan seven yada sevmeyen insanlarında okumasını istedim. Belki birçok kişi okumuştur ama okumayanlarda vardır. İşte buyrun bugünde yemek yerine bu yazıyı okuyalım...
Burada bir köpeğin ölesiye sevgisinden söz ediyor. Gamze Erkök. Bu köpeğin sahibine olan bağlılığını ve aşkını bire bir yaşamış biri olarak, Sissy'nin öyküsünü gazete okurları ile paylaşıyor. Onu anarken hala gözlerinin yaşarmasına engel olamadığını söylüyor...
Sevgili dostlar...
25 gün süren sessiz sancım, uykusuzluğum, keyifsizliğim az önce yerini keskin bir sancıya bırakarak bitti.
Sissy'yi anlatayım size...
Hani,Orta Batı Amerika'nın tipik şanssız köpeklerinden birisi olan Sissy'yi. Bakımsız, sevgi yoksunu, çoğu geceler aç, susuz, ayazda, sıcakta, bağlı olduğu kısacık zincir ucunda, loş ışığın aydınlattığı derme çatma treylerdeki yaşlı kadın siluetine aşık Sisiy'yi.
Hiç şikayetçi değildi hayatından aslında. Önünde yemek konmaması, küflü suyunun içindeki otlar, vicudunu delik deşik eden sivrisinekler, kıvrılıp ayaklarına batmış tırnaklar, hatta havlamasın diye alınmış ses telleri bile umurunda bile değildi. Bazı akşmlar yaşlı kadın onu treylerin içine alıyordu ya? O akşamların özlemi ile yaşamak, o hayatının tek aşkı kadınla olabilme ümidi, 7 yılını mutlulukla doldurmuştu Sissy'nin.
Ta ki o geceye kadar... Hiç tanımadığı bir takım kötü adamlar içeriye girmiş ve Sissy, gözlerini ayırmadan seyrettiği yaşlı kadını havlayıp uyaramamıştı bile. 82 yaşındaki, hayatının aşkına, biricik annesine o kötü adamlar tecavüz etmişler, Sissy onları, eksik gedik dişleri ile durdurmaya çalışmış, tekmelenmiş ve beceriksizliğinden dolayı kendisini suçlayarak, bir kenarda donup kalakalmıştı.
Felaketler felaketleri kovaladı. Aşık olduğu tek varlık, bir takım iyi adamlar tarafından, alınıp götürülmüştü. Sissy bilemedi annesinin bir huzur evin kapatıldığını; onu öldü zannetti. Aslında ölmüş sayılırdı. Huzur evinden dönüş hiç görülmemiştiki. O anda intihar etmeye karar verdi. Yemedi, içmedi gözünü asla kırpmadı. Ben, bu acıklı olayı 20. gününde haber aldım. Sissy'yi aldım eve getirdim. Sevdim, okşadım, en lezzetli yemekleri önüne koydum, evdeki kediler ve köpeğim şefkatle yaklaştılar, canım Ebru'cuğum onlarca ilaçlar, bilgiler gönderdi, tırnaklarını kestim, banyo yaptırdım, günlerce işe gitmedim, şırınga ile her 4 saatte bir zorla da olsa yedirdim, geceleri sarılıp uyudum. Sissy hiç uyumadı,hep düşündü, düşündü, düşündü Hep o bir daha göremeyeceği aşkını düşündü. Bir kere bile yüzüme gözünü değdirmedi, aşkına asla ihanet etmedi Sissy. 4 gün veterinerde kaldı. Ankara'daki sorumluluğum altında olan 400 hayvandan özür diledim. Sizlere emanet ettim ve onların rızkından kesip veterinere bir servet ödedim. Her türlü test yapıldı, her organı mükemmel işliyor, ama kalbi kırıktı Sissy'nin. Ve o konuda tıbbın elinden bir şey gelmiyordu. Yaşamak istemiyordu artık.
Veteriner hekimin ilk önerisi "uyutalım" idi, ısrarım ile anesini görmesi ve onun eli ile bir defaya mahsus dahi olsa beslenmedi idi. Ancak bu Sissy'yi hayata geri döndürecek çare idi. Titizlikle süslendik, huzur evine gittik, yalvardım, yalvardık... Kabul etmediler; Sissy'nin son defa annesini görmesini. Nihayet taş kalpler yumuşadı, Sissy'nın bal gözlerine değil ama benim göz yaşlarıma dayanamadılar.Pazargünü Sissy'nin büyük aşkı, hayatında sevdiği ilk ve son varlık lan, birtanecik annesinigörme izni çıktı. Gece Sissy'ye bu güzel haberi verdim. İlk defa gözleri güldü ve ilk defa kuyruğunu salladı.O pazar sabahıişe gitmedim, çişini, kakasını yaptı.İkimizde keyifli idik. Birden durdu... Sendeledi. Yorulmasın diye kucakladım, içeriye soktum. Tam yatıracaktım ki...Bir bebek ağlaması gibi inilti çıkardı, olmayan ses telleri ile. Yüzüme ikinci defa baktı. Gözlerinden bir damla yaş süzüldü ve o aşkla dolukalp kırılıverdi..
Belki sevinçten, belkide acıdan. Güzeller güzeli, çok sevmiş ama hiç sevilmemiş, buna rağmen aşkından hiç vazgeçmemiş Sissy'nin sırça kalbi, kollarımda un ufak oluverdi. Sissy'nin gözleri açık gitti.
Siz hiç "köpek gibi" sevdinizmi? ben sevevemedim... Keşke sevebilseydim...
Bu yazıyı gazeteden hiç bir kelimesini değiştirmeden yazdım yazıyı gönderen GAMZE ERKÖK
http://www.haykod.org/ Hayvanları Koruma Derneği ANKARA..
Sevgili arkadaşlar bugün ben bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim okuysanız çok teşekkür ederim hoşçakalın...

16 Kasım 2007 Cuma

CEVİZLİ TAHİNLİ KURABİYE (Nilgünün)...


Yine kaç günden beri blogumu güncellemeye fırsat bulamadım. Tabiiki evden sabah çıkıp akşam girince, bişeyler yapmayada zaman bulamıyorum:)

Bugün yine sabahtan oğlumun öğretmeni ve birkaç veli beraber, bir velimize hasta ziyaretine gittik. Öğleden sonrada okulda işlerim vardı, o zamana kadar da görümcem nilgünde oturayım dedim, çünkÜ benim ev ile okulumuzun arası uzak okulda işlerim oldumu ya kayınvalidemde yada Nilgünde zaman geçiriyorum.

Çay saatide geldi tabii boş çay olurmu Nilgün hemen bi kurabiye yaptı. Benim annemin çok sık yaptığı ama benim daha hiç yapmadığım tahinli cevizli kurabiye. Bi yılbaşında annem yapmış ve kayınvalidemlere getirmişt,Nilgün o günden beri çok sever bu kurabiyeyi. İşte kurabiyemizin hikayeside böyle.

Sıvı yağlı olduğu için herkesin rahatlıkla yiyebileceği bir çeşit.

Çok harika bir lezzeti oluyor un kurabiyesi gibi ama tabiki tahin ve cevizin vermiş olduğu lezzeti siz düşünün:))

MALZEMELER:

1 su bardağı sıvı yağ(mısırözü kullandık)

1'5 su bardağı pudra şekeri

1 çay bardağı tahin

1 kabartma tozu

1 su bardağı parçalanmış ceviz

aldığı kadar un

*Bütün malzemeler karıştırılır ve aldığı kadar un ile hamur yoğurulur. Hamurun kurabiyelere şekil verirken toparlanması biraz zor oluyor sıkarak toplar yapmaya çalışıyoruz.

*Daha sonra 200 derecede ısıtılmış fırında fazla kızarmadan pişiriyoruz.

*Fırından aldıktan ve soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri dökerek servise sunuyoruz.(biz aceleden pudra şekeri dökmeyi unuttuk:)

AFİYET BAL ŞEKER OLSUN..

Herkese iyi hafta sonları dilerim ...

13 Kasım 2007 Salı

LAHANA SARMASI...

Kaç günden beri bloguma uğrayamadım, sadece yorumları onaylayıp çıkacak kadar zaman bulabildim.
Cumartesi günü pasta tarifimden sonra yemek yapmaya bile fırsat bulamadım. Tam bugün işim yok artık ev işlerini bitirip bloga yazı yazarım diye düşünsem hiç yoktan bi iş çıkıyor:))
Dün ancak bir ara fırsat bulup lahana sarması yapayım diye başına geçtim, arada yine okula gitmek zorunda kaldım. Bu gün sabahtan apar topar yine okul yolu göründü:)
İşte bende artık hiç olmazsa blogumu güncellemiş olayım diye yapmış olduğum lahana sarmasını koymaya karar verdim. "Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır" derler ya bende o düşünceden yola çıkarak herkesin her yörenin lahana sarmasıda farklıdır diyerek başlıyorum lahana sarmasının tarifine...
Aslında ben hep göz kararı yaparım yemekleri buradanda o şekilde anlatmak zorundayım çünki ölçmeden yaptım.
10 yaprak kadar lahanayı tuzlu suda yumuşayıncaya kadar haşladım.
250 gr kadar yağlı kıymayı kavurdum, içine 1 tane soğanı doğradım onuda kavurdum, 1 yemek kaşığı kadar salça ve 1-5 su bardağı pirincide ilave edip kavurma işlemini tamamladım. üzerinden tuzunu ve karabiberini ilave ettim artık iç harcım hazırlandı.
Yaprakları saracağım büyüklükler ayırdım ve hepsini sardım, tencereye yerleştirip üzerine 1 su bardağı kadar sıcak suyu tuzu ilave edip kısık ateşte pişirdim. Herkese AFİYET OLSUN...
Biz babadağlılar lahana sarmasını, daha doğru etli sarma ve dolmaları hep kavurma ile yaparız. Ama ben yemeklerde kavurmanın tadını pek sevmem belkide çocukken hep kavurmalı yemek yediğimiz için. Bizler küçükken tarhana çorbası bile kavurmalı yapılırdı, çünkü dedem kavurmasız yemek yemezdi, eh eskiler öyle değilmidir. O zamanlarda şimdiki gibi hastalıklarda olmazdı. Dedem dört yıl önce öldüğünde 87 yaşınaydı.
Babadağda lahana sarmasını yufka ekmeğiyle yerler, yani yufkanın içine lahana dürüm yapılır, üzerine limon sıkılır, yanındada mutlaka kurumuş ve ateşte közlenmiş biber olur.
Bizler böyle yeriz, ama herkesin damak zevki ve alışkanlıkları farklı. Bloglar sayesinde değişik yemek tarifleri ve her yörenin alışkanlıklarını öğrenmiş ve bunları birbirimizle paylaşmış oluyoruz. Ben bu blog arkadaşlığını çokkkk sevdim, Bütün blog arkadaşlarımı buradan sevgiyle kucaklıyorum ...
Bugünlük bu kadar görüşmek üzere...

9 Kasım 2007 Cuma

SPIDERMAN PASTA (mutlu yıllar YÜKSEL)

Yine kuğulardan sonra, yoğunluk nedeniyle ara vermek zorunda kaldım.

Geçen gün amcamın kızı Zuhal aradı oğlu Yükselin doğum günü varmış, ana okulunda kutlayacaklarmış. Benden büyük boy bir pasta yapmamı istedi, hiç düşünmeden Yüksel'in en çok sevdiği çizgi film kahramanı spıderman'li bir pasta yapmam gerek dedim. Ama bir türlü spıderman resmi bulamadım, en sonunda Melih'in eski silgisinin kutusunda bulduk bir resim. Küçücük resme bakarak yaptım, tabiiki Melihinde yardımlarıyla. Benim bilmediğim ince ayrıntıları bana söyledi bende ona göre yapmaya çalıştım.

İşte dün akşam boyunca yapmtığım bu pasta bizim küçük afacanlar tarafından 15 dakikanın içinde tüketildi. Önemli olanda bu bence yaptığım pastaların beğenilmesi:))

6 Kasım 2007 Salı

TATLI KUĞULAR:))

Bugün çok yoğun geçti, akraba günüm vardı tabiki dünden hazırlıklara başlayacktım ama akşam anca başlayabildim.


Akşamdan pastamı ve kurabiyelerimi yaptım, sabahta börek ve kısır hazırladım.


Tatlı kuğuları yapmak beni biraz oyaladı ama oldukça güzel oldular. Misafirlerim pek bi beğendiler


Börek olarak soğanlı börek yapmıştım ama resmini çekemeden bitti:) Pasta çeşidimde tek kişilik rulo pasta, tuzlu kurabiye ve tatlı kuğlar.


Tatlı kuğuların tarifini vermek istedim ilk olarak daha sonrada pastayı veririm.


MALZEMELER..


1 paket yumuşak margarin


1 çay bardağı sıvı yağ


7 çorba kaşığı pudra şekeri


1 su bardağı buğday nişastası


4 su bardağı un


İlk olarak margarin ve şekeri iyice karıştırıyoruz sıvı yağı ilave ediyoruz, iyice karıştırdıktan sonra un ve nişastayıda ilave edip iyice yoğuralım.




Hamuru merdaneyle açalım ve bir çay bardağıyla keselim, kestiğimiz yuvarlakları biraz elimizle oval bir şekil verelimki kuğular çok şişman olmasınlar:))




Bu yaptığım yuvarlakların iki katı sayıda kanat yapalım. Ben yine aynı bardakla yuvarlaklar kestim onları ortalarından kesince iki kanat yapmış oldum. bu şekilde kanatlarımızıda hazırlamış oluyoruz.





Kafaları çin yine beden sayısı kadar S harfi şeklinde hamurlar yapıyoruz. Bunların hepsinide 200 derece ısıtılmış fırında pişiriyoruz.

Bir buçuk paket ülker fildişi çikolatayı benmaride eritiyoruz. Biraz soğuduktan sonra kanatların yuvarlak olan taraflarını biraz bıçakla yontup düzleşmesini sağlıyorumki çikolataya batırıp bedene yerleştirince kolay dursun yapışsın. aynı işlemi kafalardada yapıyorum.
Biraz soğuyan çikoltaya kanatlaın yapışması gereken taraflarını batırıp bedene yerleştiriyoruz.
Sonra da kafalarını yerleştiriyoruz. Son olarakta gözlerini nutelladan kürdanla alıp küçük gözler yapıyoruz, tamamen soğuyup donduktan sonra ikram edebiliriz. AFYET OLSUN...

3 Kasım 2007 Cumartesi

TAVADA PİDE...


İşte sizlere kahvaltılarınızda misafirleriniz ve ev halkının çok beğeneceği bu tarifi mutlaka deneyin derim...
Bundan sonra kahvaltı sofralarınızda sık sık yerini alacağından eminim....:)
Haydi mutfağa iş başına............:)))
MALZEMELER..
3 su bardağı un biraz tuz
2 yemek kaşığı toz maya
2 yemek kaşığı şeker

Ben şimdi kendim nasıl yapıyorsam öyle anlatayım. Hamuru yoğuruyorum yumuşak bir kıvamda olmalı. Mayalanması için bekletiyorum iyice kabarıyor. Mayalanan hamurdan suya batırılıp çıkarılmış yemek kaşığıyla geldiği kadar (az olmayacak) hamur alıyorum, ve unun içine atıyorum. Hamur çok yumuşak olduğu için çok yapışıyor, unla toparladığım hamuru unlu zeminde pasta tabağı büyüklüğünde merdaneyle açıyorum.

Siz istediğiniz kalınlıkta yapabilirsiniz isterseniz incecik lavaş ekmekleride olur...

Bu arada ilk olarak kalın tabanlı bir teflon tavayı ocakta açık ateşte ısıtıyorumki sıcak tavaya koymak gerekli.

Açtığım hamuru hemen tavaya koyup kapak kapatıyorum. Açık ateşte piştiği için çok çabuk pişerler çok dikkat etmek yakmamak gerekli. altı pişince ters çevirip diğer yüzünüde pişirip hemen arkasından bu arada hazırlamış olduğumuz diğer pideyi tavaya koyarak arka arkasına devam edelim. Birde bunları sıcakken tereyağını sürüp yedinizmi tamamdır....


İlk yaparken belki çok seri bir şekilde hazırlayamayabilirsiniz ama birkaç seferden sonra kalabalık kahvaltı sofralarında bile adınızdan söz ettireceğinizden eminim. Çünkü çok lezzetli yumuşacık pideler yapacaksınız...

Yapan herkese AFİYET OLSUN.............

ZEYTİN KIRDIM:)))

Ben baklavayı yaptım bıraktım, arkadaşlarda sağolsunlar neredesin sen demeye başladılar. Bu günlerde üzerimde bir kırıklık var tam hasta değilim ama boğazlarım kulaklarım çok kötü ağrımakta hiç keyfim de yoktu.
İşlerde çoktu gezmelerde derken bahçemdeki zeytinleri bile toplamaya vaktim olmadı. en sonunda cuma günü vakit buldumda kararmadan bir ağacın zeytinlerini topladım.
İkinci ağacıda artık bi ara toplarım, bana çok zor geliyor zeytin toplamak.
Aslında ne kadarda güzel bir nimettir şu zeytin, Kuran'da bile birçok yerde zeytin ve incirden bahsedilir çok faydalı oldukları anlatılır. Bizim ege bölgeside bu yönden çok şanslıdır dağlarında zeytin ovalarında incir nekadarda harika bir yerdir anlatamam.
İşte ben üzerimde kırıklık var falan desemde mecburen bu işleri yapmak zorundayım yoksa dökülüp ziyan olacak. Topladığım zeytinleride tek tek çekiçle kırdım kırma zeytin olsun diye düşündüm ben zeytinleri kırarken her zamanki gibi Miniş beni yanlız bırakmadı meraklı olduğu için her daim yanımda ben ne yapıyorum diye incelemelerde bulundu:))
Kırdığım zeytinleri kovaya doldurdum üzerinede su koydum her gün suyunu değiştirerek 15 gün sonra tatlanır ve tuzlu suyunu hazırlarım ve artık Allah nasip ederse afiyetle yeriz olduktan sonrada buradan resimlerini olmuş halini sizlerede gösteririm.
Aslında hazır zeytin almaktansa olmamış zeytin alıp istediğimiz gibi hazırlamak dahada güzel olur.
Herkese iyi pazarlar dilerim hoşçakalın...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...